30 Nisan 2009 Perşembe

Gadjo Dillo ve Çingeneler


Babasının dinlediği bir müzisyeni bulabilmek için genç adam uzun bir yolculuğu göze alır. Hiç bilmediği ve hiç anlayamadığı insanların arasında bir kaç ay geçirmek...

Kime ne söylese anlaşılmaz. Ama diller devre dışı kalsa da gönüller birdir hep. Babasının sözünü yerine getirmek için gelen bu gence kol kanat gerer çingeneler.

Bizim Roman diyerek onore mi ettiğimiz yoksa kimliklerini mi unutturmaya çalıştığımızın belli olmadığı bu insanlar, kendi asıl vatanlarında yani Romenlerin arasında da hep dışlanmışlardır. Romenler, Romanlardan hiç hazzetmezler. Diğer tüm coğrafyalarda olduğu gibi.

Bir gün içlerinden birisi isyan edercesine yakarır:

Tanrım bu kadar kara olmak için sana ne yaptım?

Evleri yağmalanır,köylerinden atılırlar ama neşelerini hiç kaybetmezler...


Onlar Çingenedir...

CLINT

4 "yorum yapmam icabetti" diyen.:

Audrey dedi ki...

şu an Gadjo Dilo-Nora Luca'yı dinliyorum..sessizliğimi seslendirdi..

tanıştırdığın ve tanıştığımız için memnun oldum..

Audrey dedi ki...

şunuda eklemeliyim;
"Evleri yağmalanır,köylerinden atılırlar ama neşelerini hiç kaybetmezler... (ÇÜNKÜ)Onlar Çingenedir"

bu gücü nerden buluyorlarsa..

Brigitte dedi ki...

Ben de buna akıl sır erdiremeyenlerdenim. Yani bu kadar mı gamsız olunur yahu...Ha iyi bir şey mi, evet. Kesinlikle. Bir saniye önce ağlarken ardından omuz silkip gülmek...Hatta ağlarken dans etmek filan.
Bulunca yemek, içmek... Kuşlar gibi. Sürekli göçmek.

İyi.

adsoy dedi ki...

bu filmde en etkileyici sahne, mezar başında tutti frutti'yi akordeonuyla söyleyen bir şarkıcı ve başında içerek ağlayan bir çingenenin görüntüsüdür.
ve filmin sonunda mezar taşına walkman'in kulaklığını takarak uzaklaşırlar.
oya bora'nın goran bregoviç bestesinden üzerine söz yazarak seslendirdikleri gibi onların hayat felsefesi, "biz dünyayı çok sevdik; ölüm bizden uzak olsun" dur.