marilyn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marilyn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2009 Çarşamba

işyerinde doğum günü

Sabah kalktığım gibi bugün başlamak için beklettiğim Elif Şafağın kitabı AŞK'ı attığım gibi çantama ve Ahmet Kaya'dan doğum günüm kutlu olsun mutlu olayım senelerce şarkısını bülbül sesimle söyleye söyleye baktım kuş yaptırıpta bırakan olmuşmu diye pencereme.yoktu : )

08.20 iş başlangıcı
08.30 çay ve doğumgünü tebrikleri kabulu
08.45 canısı Brigitte’ın iç ısıtan telefonu. Doğum günü sohbetimiz. Pastadan çıkan kız esprimiz
10.00 Beş tane kırmızı gülden oluşan bir çiçek.
.
.
11.30 artık dost olmadığını düşündüğüm bir dosttan yazılı masama bırakılmış doğum günü notu. Üzerine ortancadan koparılmış bir çiçek bırakılmış. Severim ortancaları. Bağdaştırmam inş bu kutlama ile ortancaları.

Facebook güzel işliyor bu konularda insanın doğum gününü arkadaşlarının gözünün içine sokuyor :) Hatırlatıyor. İlla arkadaşını kutla tebrik et diye :)

14.00 gerçek bir dost, gerçek bir nefes telefonu bir kez daha.

14.30 yaklaşık on yıllık lens kullanma hayatımda ilk defa lensim yırtıldı. Şu an tek gözümle yazıyorum : )

Audrey nisan yağmuru biriktirdiğin için sağol :)



içimde acayip bir yazmak arzusu ama gözler müsade etmiyor :) iyi ki doğmuşum iyi ki varsınız diyorum :)

2 Mayıs 2009 Cumartesi

lale devri

İstanbul’un her yanını lalelerin bastığı bir dönem yaşıyoruz. Çok kızıyorum. O kadar maliyetli olmasına, o kadar para harcanmasına , başka yapılması gereken bir sürü şey varken sağımın solumun arkamın kısa bir süre göz zevkine hitap etsin diye lale dolmasına. Bu kızgınlığımın lale sevmeme onları görünce içimin renklenmesine, canlanmasına, onları sevmeme okşamama engel olmasını istemiyorum. Göz çok görünce alışıyor güzelliklerede , fenalıklarada, pisliklerede. Gözümün alıştığı şeyin güzellikler olması hoşuma gidiyor ah bir de madalyonun arka yüzünü görmesem, bilmesem. Gördüğüm yerlerde resimlerini çekiyorum. Biliyorum ki zamanları geçecek. Fotoğraflayarak zamanlarının geçmesini, durdurmasını, kalıcı olmalarını sağlamak istiyorum. Laleler kalıcı olursa güzellikler kalır umudu bendeki.

Eğer bir gün bahçeli bir evim olursa çitleri resimdeki yeşil ve mevsim çiçekleri olacak tarhlardan oluşan, renk renk , ışıl ışıl capcanlı. Menekşeler , laleler , ortancalar , sardunyalar ve bir küçük havuz niluferlerim için. Ben ilgileneceğim hepsi ile . Toprağı eşeleyip tohumlarını / soğanlarını ekecek , büyüyüşlerini takip edeceğim. Ellerim toprak olacak . toprak kokacak. Tek düşündüğüm bugün mu açar yarın mı olacak.
Ağaçlarım olacak, meyve veren, vermeyen cinsten. Dalına çocukluğumdaki salıncaklardan kuracağım, şimdilerde parklarda plastikten tahtadan olanlardan değil.









30 Nisan 2009 Perşembe

hoşgeldin






Hoşgeldin Clint :)

22 Nisan 2009 Çarşamba

Yağmasın yarına yağmur çocuklar bayram yapsın



Okulumuzun bahçesinde kutlardık 23 Nisanları ve ben hangi 23 Nisanda görev almışsam ya yağmur yağardı ya hasta olurdum :) O zamanlar bahar yağmurunun güzelliğinden, bereketinden , insana verdiği dinginlikten bihaber törenlerin iptal edilmesine sebep olduğu için kızardım. Sabaha kadar uyumazdım tören kıyafetleri bir yanda ben pencere yanında dursun yağmur diye beklerdim . Gene bir 23 Nisan gene bir yağmur yağıyor. Beni artık ne kadar ilgilendirmiyorsada :) Bugün yağmuru seyrederken artık bana sadece tatil olması sebebiyle ilgilendiren 23 Nisanın etkilediği çocukluğumu ve etkileyeceği çocukları düşündüm. Yağmasın yarına yağmur çocuklar bayram yapsın.

3 Nisan 2009 Cuma

menekşeler neden hep gülümsetir ki beni ?

İşte otururken dışarı özlüyorum güzel havanın kışkırtmasıyla , yollarda gördüğüm çiçeklerin baharı müjdelemesi sebebiyle. Çıkacağım yürüyeceğim gezeceğim dolaşacağım diye acayip bir enerji patlaması , istek çatlaması : ) oluyorum. İşten çıkınca yolun büyümesinden değil, gezmek istememin geçmiş olmasından değil, evimi özlüyor olmaktan değil, garip bir hisle servise koşuyorum. Gözüm yoldaki menekşelere takılıyor gülümsüyorum. Menekşeler neden hep gülümsetir ki beni . Onu düşünüyorum.

31 Mart 2009 Salı

hava o kadar güzel ki


Duramıyor Marilyn yerinde. Hava o kadar güzel ki dışarıda olmak istiyor. Yürümek istiyor , deniz kenarında oturmak istiyor, aylaklık yapmak istiyor ama bu ekonomik krizde bir işi olduğundan dolayı şikayetçi olmadan oturuyor , işini yapıyor (pc de takılmıyor değil bu arada :) )
Akşamları saat uygulamasından dolayı işten günışığında ve güzel bir havada çıkıyor olmanın tadını yaşadı dün . Ne güzel dedi artık iş çıkışları eskisi kadar eziyet olmayacak. Bütün gün , bütün ömür işte geçiyormuş hissi yaşanmayacak dedi . günün büyük bir kısmının kendine kalacağını düşündü.
Bugün öğle arasında İstiklal'e gidecek. Kalabalığa karışacak. Sağa sola takılacak (sağdan soldan kastı kitapçı , müzikçi :) yanlış anlaşılmasın :)
gözü pencereden dışarı ilişti yazıyı yazarken , bir çocuğun yüksekçe bir yere tırmanıyor olduğunu gördü bir hızla, düşecek diye içi gitti . Dikkat et dedi içinden. Ama biliyor ki bir şey olacaksa oluyor.
Uyku uyuyamıyor bu sıralar. Uyumak için koyduğunda kafasını yastığa koyun saymaya başlıyor . Koyunların arasındaki çoban sayma diyor onlar benim . Alışveriş merkezinde Brigitte'ın baktığı oyuncaklara sahibinin onlar benim : ) dediği gibi bir sahiplenişle . Kalkıyor iki , üç film seyrediyor ,uykusu gelirde uyur niyetine , gelmiyor . Kahramanlar doğuyor , büyüyor , yaşıyor , ölüyor ama Marilyn'in uykusu gelmiyor :) Böyle gitmeye devam ederse uykuyu sözlüğünden kaldıracak . Bugün konuşası var , gezesi var, eğlenesi var ,yaşayası var,aylaklık edesi var.

27 Mart 2009 Cuma

ole ole ole :)))


Şarkılar, ziller, şallar basmış burayı ne güzel . Beni de hafakanlar bastı bir türlü yolunda gitmeyen şeylerden dolayı :) Gel cuma gel şarkısını söyleye söyleye getirdim cumayı. He derseniz ki ne varki cumartesi pazar gelsin diye bekliyorsun bende bilmiyorum :) henüz yapılacak bişey yok.
Endülüse gitmeli raksetmeli evet. 2500 eruo dediğin ne ki panik yok bizde para çok :)) raksedemesekte beynimize ruhumuza endülüsü nakşetmeli. kırmızı ve siyahı birarada kullanılmış gördüğümde kıyafetlerde otomatikman raks gelir aklıma Endülüste raks. Ne güzel yazmıştır Yahya Kemal ne güzel bestelemiştir Munir Nurettin. Briditte günün şarkısını sana gönderiyorum. Madem ki müzik yok madem ki ses yok kapa gözlerini başlasın endülüste raks...
Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sineden: "Ole!"

25 Mart 2009 Çarşamba

kırdığımız potlar :)



Bugüne kadar kırdığınız en feci pot hangisi
Audrey , Brigitte ?

marilyn'den

Duramadım yerimde bir o yana bir bu yana dolandım durdum bugün. Az zamanda çok iş hallettim :) O yüzden ne bir şarkı dolandı dilime ne bir türkü .

Yorgun olmaktan yada harbi sarışın bir aptala dönüşüyor olmaktan dolayı Brigitte'ın telefonla sorduğuna yanlış yönlendirme yaptım . Çok özür Brigitte sarışınlığıma ver :)

24 Mart 2009 Salı

NE ZAMAN DÖNERDİ GÖÇEN KUŞLAR ?

Rüzgarın ılık ılık esmesini özledim bekliyorum (aklıma leman sam geliyor rüzgar deyince anlat ki çözülsün dilim ben rüzgarım demeliyim rüzgarlığı anlat bana senin gibi esmeliyim...
Penceremin perdesini havalandırsın istiyorum
Denizleri köpük köpük dalgalandırsın istiyorum
Laleler aşkı ifade ediyormuş bekliyorum
Erguvanları özledim bana tebessüm edeceklerbiliyorum
Kuşları özledim bekliyorum
Denizin yanında bir bardak çay içmeyi özledim
Yayla çiçeklerini özledim görebilirmiyim bilmiyorum ama bekliyorum



Yeni yerler görmenin bilmenin öğrenmenin lezzetine varalım. Çok gezenmi bilir çok okuyanmı atasözümüydü deyim miydi hep karıştırırım : ) , bu bahar ve dahi yaz çok gezenden yana kullanalım. Nerden biliyoruz ki var mı bi daha başka bahar o yüzden bu baharın hakkını verelim.

marilynlerde nezle olur :)





Marilyn nezle oldu. Hapşuruyor çok fena. İşe gitmedi bu sebepten. Sesi Audrey'nin beklediği kadar kötü , boğuk değil :)

23 Mart 2009 Pazartesi



sevdiklerimden vazgeçmem.
tek başıma tatile gitmem.
kürk giymem :)

ya sen Brigitte ?