Clint etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Clint etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2009 Salı

...

çocuk bir aklında...

sonra telefonu çeviriyor, ucunda minik bir ses. konuşamıyor.

çocuk hep orda...

korkuyor...

bir telefon daha edecek

peki ya sonra...

21 Mayıs 2009 Perşembe

Acının Emzirdiği Şair...


Acılar emziriyor şairleri. Acıları özümsedikçe şairler daha çok kelimelere sarılıyorlar ve yaşamın en kırık ve melankolik yanlarını bir dizeye sığdırıyorlar. Acıları büyütüyor onları. Emdikçe yaralı memelerinden hayatın, okuyucunun göz pınarlarını harekete geçirecek ilhamlar dolaşıyor ruhlarının üzerinde…

Fürûğ Ferruhzâd’da derin acıların içerisinden gelerek kendi şiir patikasını oluşturmuş bir şair. Şiir onun için hep bir avuntu ve kaçış için mazeret olmuş. Babası bile şiirin onu ailesinden uzaklaştırdığını söylüyor. Sonraları biraz inziva, biraz huzur için yaptığı evlilikten olan evladını görememenin verdiği yakıcı acıyla tekrar şiirin merhametli kollarına bırakıyor kendini.

Artık göremediği evladı Kâmyâr’ın yerine Hüseyin diye bir çocuğu evlatlık olarak alıyor ama yine de oğlunun acısı damarlarını yakıp kavuruyor. Yıllar sonra biz de onun mısralarının arasına gömüldüğümüzde aynı acıyla karşılaşıp hüzünleniyoruz…

Keşke güz olsaydım
keşke güz olsaydım
keşke sessiz
hüzünlü
güz olsaydım
arzularımın yaprakları bir bir sararsa
güneşi gözlerimin
soğusaydı
*


*Şair'in Şule Yayınları tarafından basılan Bütün Şiirlerinin yer aldığı kitapta yer alan Kederkolik şiirinden alınmıştır.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Adrian Simionescu-Karpatların Yanık Sesi



Gadjo Dilo ile ilgili bir şeyler yazmışken o mezarın başında akerdeon çalıp içli parçayı söyleyen kısa boylu adamı anlatmamak olmaz.

İsmi Adrian Simionescu. Romanya'nın belki de en tanınmış sanatçılarının başında geliyor. Romanya'nın Tarkan'ı desek yeridir.

Söylediği şarkılar her ne kadar hareketli olsa da yine de bir acı ve yaşanmışlığın izini bırakmıyor değil.

Gatlif'in keşfi olan bu müzisyen daha sonraları da 2002 tarihli kendi ülkesinin yapımı bir filmde de oynamıştır. Kendi orkestrası ile güzel eserler icra eden bu küçük adamı unutmak imkansız...

CLİNT

30 Nisan 2009 Perşembe

Neden Clint'in Cevabı ve Hoşbulduk...


Clint, hep kötülerle savaşır gençliğinde. Aktördür ve ona ne denirse onu yapar. Kızılderililer onun için hep ötekidir.

Hayatında acımaya yer yoktur. Vahşi Batı'nın en acımasız zamanlarında geçer Clint'in aktörlüğü. Adalet'e yer yoktur. Ölürmüsün öldürürmüsün zamanlarıdır.
Ama sonraları...

Clint yaşlandıkça içinde merhamet ateşi yakar kavurur onu. Yandıkça ötekini anlar. Bazen Vietnam'lıları savunur; bazen de Amerika'da ki göçmenleri. Onlarla beraber yaşamak artık hayatının vazgeçilmezidir.

Artık, O eski acımasız Clint değildir.

Mahallenin sert erkeği gitmiş yerine babacan emekli bir amca gelmiştir.

İşte bu yüzden Clint.

ve Hoşbulduk...

CLINT

Gadjo Dillo ve Çingeneler


Babasının dinlediği bir müzisyeni bulabilmek için genç adam uzun bir yolculuğu göze alır. Hiç bilmediği ve hiç anlayamadığı insanların arasında bir kaç ay geçirmek...

Kime ne söylese anlaşılmaz. Ama diller devre dışı kalsa da gönüller birdir hep. Babasının sözünü yerine getirmek için gelen bu gence kol kanat gerer çingeneler.

Bizim Roman diyerek onore mi ettiğimiz yoksa kimliklerini mi unutturmaya çalıştığımızın belli olmadığı bu insanlar, kendi asıl vatanlarında yani Romenlerin arasında da hep dışlanmışlardır. Romenler, Romanlardan hiç hazzetmezler. Diğer tüm coğrafyalarda olduğu gibi.

Bir gün içlerinden birisi isyan edercesine yakarır:

Tanrım bu kadar kara olmak için sana ne yaptım?

Evleri yağmalanır,köylerinden atılırlar ama neşelerini hiç kaybetmezler...


Onlar Çingenedir...

CLINT