ilk gençlik çağlarımdan aklımda kalan en güzel filmdi..ve kitabını da okudum..kızların kabarık elbiselerine heves ederdim..ilk katıldıkları balolara..
niyeyse hep şu saçını kesip satan,evin erkeği görevini üstlenen kızın yerine koyduk kendimizi..ve öyle de devam etti hayatımız...biz mi seçtik..bizi mi seçtiler bilmem..oysa daha az zeki olan,giyinip süslenmeyi seven kızı seçmedik ve öyle olmadık...olamazdık da...seçilmiş idik en baştan..bizde bizi koydukları yeri seçtik..yapacak bişey yoktu..
şimdi kestiğimiz saçlar hala uzamadı..uzamasını da beklemiyoruz artık..
21 Ekim 2009 Çarşamba
ne güzel filmdi öyle..
Gönderen
Audrey
zaman:
09:52
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
23 Temmuz 2009 Perşembe
SOLGUN BİR GÜL OLUYOR DOKUNUNCA
Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyor gelip geçenler
Eğilip alıyorum
Solgun bir gül oluyor dokununca.
Ya büyük şehirlerin birinde
Geziniyor kalabalık duraklarda
Ya yurdun uzak bir yerinde
Kahve, otel köşesinde
Nereye gitse bu akşam vakti
Ellerini ceplerine sokuyor
Sigaralar, kâğıtlar Arasından kayıyor usulca
Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.
Ya da yalnız bir kızın sildiği dudak boyasında
Eşiğinde yine yorgun gecenin
Başını yastıklara koyunca.
Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.
Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
Akşamlara gerili ağlara takılıyor
Yaralı hayvanlar gibi soluyor
Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
Yollar, ya da anılar boyunca.
Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
Solgun bir gül oluyor dokununca.
Behçet NECATİGİL
Gönderen
Audrey
zaman:
10:46
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
09 Temmuz 2009 Perşembe
"Yol kenarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp, harçlığımı atardım
Bu yüzden en çok denizden alacaklıyım."
Sunay Akın
Gönderen
Audrey
zaman:
16:30
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Gönderen
Audrey
zaman:
16:15
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
08 Temmuz 2009 Çarşamba
MABEL
Başına, üzerinde beyaz kırık çizgi desenli kırmızı bir fuları korsanbaşı bağlamış sütlü çikolata renkli kadının tek kulağında iri kırmızı bir halka küpe vardı. Baygın, alımlı, çekik gözleriyle uzakta bir yere veya birine bakan Mabel'in şahane kırmızı dudaklarından dalgın, bembeyaz bir gülüş akardı. Çıplak boynunda üç sıra inci kolye vardı, fakat matbaada bir renk ayrımı hatası olarak bunlar açık kahverengi basılmıştı.
Mabel, her aldığım çikletin üzerinde ne duruşunu, ne de gülüşünü değiştirirdi. Bana kızdığını, ya da bir şeye üzüldüğünü hiç görmemiştim. Yaz, kış, sabah, akşam bana alınan bütün Mabel çikletlerinin üstünde o hep gülümserdi.
Neşeli, sağlıklı, güzel bir genç kadındı Mabel. Yine de dikkatle bakınca gözlerinin derininde sakladığı hüznü görürdüm ve bu nedenle sık sık dikkatle bakmazdım gözlerine. Hüznün içindeki keyfi o zamanlar bile tanır, üstelik bundan hoşlanırdım, ama dokunaklı olduğunu gizleyemezdim... Hafif vanilya kokusu kadar bol şekerli tadı ve öbür çikletlerden daha büyük oluşu ama, ama en çok Mabel'in uzak, gizemli, biraz da beni ürküten imgesi... Sanırım beni en çok bunlar bağlıyordu Mabel çikletine. Daha okula başlamadan bana okumayı söktüren sözcük onun adıydı: MABEL!
Gönderen
Audrey
zaman:
14:30
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Gönderen
Audrey
zaman:
09:21
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
26 Haziran 2009 Cuma
damda-ki / kızgın/ kedi
Gönderen
Audrey
zaman:
15:05
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
17 Haziran 2009 Çarşamba
Gönderen
Audrey
zaman:
11:28
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Duygularıma hakim miyim yoksa onlar mı bana hakim..kim kime dumduma..
öfkeyle kalkasım var zararla oturmamak için saçımı yolmakla yetiniyorum..
bu ev benim için yeterli..
Gönderen
Audrey
zaman:
11:11
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
16 Haziran 2009 Salı
Ölmeden evvel bilinmesi gereken yüz şey nedir...
Bir çok camide veya hat sanatı çalışmalarında *vav* harfi dikkatimi çekmiştir ama nedense sormamışımdır neden bir başka harf değilde *vav* Sanırım bunu sorma vaktim henüz gelmemişti(!) *Vav* mana olarak diğerlerinden farklı imiş..şekline bakıldığında bir ceninin anne karnında duruşunu simgeliyormuş..mütevazi oluşu, kul oluşu simgeliyormuş…ve daha bir çok şeyi ihtiva ediyor.. Düşünüyorum da bilmediğim ne çok ayrıntılı veya direk şeyler var hayata dair…Genel kültüre mi giriyor bunlar özel kültüre mi bilmiyorum..ölmeden gezilmesi gereken yüz yer tarzında yazılar vardır da ölmeden bilinmesi gereken yüz şey nedir acaba..ve buna kim karar veriyor ki...
Gönderen
Audrey
zaman:
17:27
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
15 Haziran 2009 Pazartesi
Bestekar Şükrü Tunar'ın Uşşak makamındaki güzide eserini çok kıymetli sanatçımızdan dinliyoruz.
Gönderen
Audrey
zaman:
17:29
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
04 Haziran 2009 Perşembe
HAYAT
Hayat ciddiye alınmayacak kadar ciddidir.
Gönderen
Yul
zaman:
14:16
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
02 Haziran 2009 Salı
...
çocuk bir aklında...
sonra telefonu çeviriyor, ucunda minik bir ses. konuşamıyor.
çocuk hep orda...
korkuyor...
bir telefon daha edecek
peki ya sonra...
Gönderen
adsoy
zaman:
12:22
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Clint
21 Mayıs 2009 Perşembe
buraya "manalı" bir yazı yazayım dedim, vazgeçtim. manasız yazayım dedim, mana bulamadım. manimiz var galiba mazimiz gibi, ne bileyim.
satırlarıma son verirken, hepimize mutluluklar dilerim.
Gönderen
Brigitte
zaman:
22:35
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
yavaş yavaş...
Yapraklar birer birer düşüyor sonbaharda..ağaçlar birden bire çıplak kalmıyor...renkler birden bire yeşilden sarıya dönmüyor..usulca dönüşüyorlar...ağır çekim..seni katıyor rengine..gözlerin alışıyor..renk ne zaman yeşildi ne zaman sarı oldu anlamıyorsun..bu bir sır..hava yavaş yavaş kararıyor..güneşin batışı yavaş yavaş..önce bulutlar ağır ağır ilerliyor önüne..sonra tekrar açılıyorlar..sonra az biraz daha kapatıyorlar..hava biraz alacalanıyor..alacakaranlık basıyor..gözlerin alışıyor…elinde kitap cam kenarında oturmuş okuyordun iyi güzelde hava ne vakit karardı..gözlerin alacaya alışık..hala görebiliyorsun..ne zaman akşam olmuş..herşey yavaş yavaş…ağır ağır..alıştıra alıştıra…gemi birden yokolmuyor ufukta…dünya yavaş yavaş dönüyor…dehr adı verilen bir gazla zehirleniyoruz sanki...doğum günlerinden çok doğan kişinin önemi olmuştur benim için…bir yaş daha yaşlanmanın..yaşlandım bir yaş daha..illa bir muhasebe yaparsın, usüldendir, ne yaptım..nerdeyim..nasıl gidiyor bu yolculuk..nasıl bir yolcuyum..insan hep düz yaşlarda kararlar alır ne hikmetse..yirmimi doldurursam şunu yapacam..yada kendime 30’uma kadar şunu yapma şansı veriyorum,yoksa yok artık..yani kalkıp otuzdokuzuma girince şunu yapacam vs denmez pek..Dileğim kendimi onarabilmek..
Gönderen
Audrey
zaman:
12:42
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Acının Emzirdiği Şair...
Fürûğ Ferruhzâd’da derin acıların içerisinden gelerek kendi şiir patikasını oluşturmuş bir şair. Şiir onun için hep bir avuntu ve kaçış için mazeret olmuş. Babası bile şiirin onu ailesinden uzaklaştırdığını söylüyor. Sonraları biraz inziva, biraz huzur için yaptığı evlilikten olan evladını görememenin verdiği yakıcı acıyla tekrar şiirin merhametli kollarına bırakıyor kendini.
Artık göremediği evladı Kâmyâr’ın yerine Hüseyin diye bir çocuğu evlatlık olarak alıyor ama yine de oğlunun acısı damarlarını yakıp kavuruyor. Yıllar sonra biz de onun mısralarının arasına gömüldüğümüzde aynı acıyla karşılaşıp hüzünleniyoruz…
Keşke güz olsaydım
keşke güz olsaydım
keşke sessiz
hüzünlü
güz olsaydım
arzularımın yaprakları bir bir sararsa
güneşi gözlerimin
soğusaydı *
Gönderen
adsoy
zaman:
11:59
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Clint
20 Mayıs 2009 Çarşamba
The Black Balloon (seyre değer)
Gönderen
Marilyn
zaman:
11:34
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
14 Mayıs 2009 Perşembe
karınca
Gönderen
Audrey
zaman:
11:06
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
07 Mayıs 2009 Perşembe
Orantısız güç her yerde..
Çocukken hatırlıyorum, köyde yüksek gerilim direği vardı. Aniden patlama sesi ile çınlardı ortalık.Anlardık ki yine bir karga cereyana kapıldı. Diğer kargaların çığlık çığlığa sesleri duyulurdu akabinde. Kargalar ürkütücü, çirkin sesli ( La Fontaine sağolsun) ve zarar verici olarak kalmıştır bir çoğumuzun hafızasında. Zekalarından sözedilir ve kindarlıklarından bir de .Platon –ne derece doğru bilemiyorum ama- çocukken civciv beslermiş. Onları çimlere gezdirmeye çıkarırmış. Ancak bir karga musallat olmuş bunlara. Her gün bir tanesini alıp götürüyormuş. Sonunda Platon bir plan yapmış. Karganın yemlenmeye çıktığı bir sırada ağaca tırmanıp,yuvasındaki karga yumurtalarını almış,pişirmiş ve sonra tekrar yuvasına geri koymuş. Artık ne kadar bekledi karga yumurtadan yavru çıkmasını bilinmez. Burda karga mı insanoğlu mu daha kindar bilmiyorum. Orantısız güç buna mı deniyor. Bir hayvanla mı bir tutacağız kendimizi yoksa zaman zaman onlardan daha mı aşağılarda olacağız. Silahlar çıktı mertlik bozuldu işte. Önceden en azından adam gibi karşı karşıya geçilip dövüşülürdü. Kısasa kısasın bir anlamı vardı. Şimdi eline silah geçiren bir kin sahibi,yahut insanlıktan aşağılara kaymış bir insanoğlu onlarca kişiyi bir kaç saniyede öldürebiliyor. Evrim teorisine inanasım geliyor. Kimileri hala insan olamamış. Orantısız güç her zaman her yerde var. Bazen bir devlet bir devlete karşı. Bazen bir adam bir kadına , bir kadın bir çocuğa. Bazen savunmasız hayvanlara. Bazen zekası iyi olan biri biraz aptala karşı. Ha bazen aptal zekalıyı faka bastırıyor oda ayrı bir mevzu. Bazı yüksek mevkideki ,masası zengin biri altındaki elemanı ezip geçiyor. Orantısız gücün oranı yok yani. Sahası ise oldukça geniş.
Gönderen
Audrey
zaman:
14:34
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
06 Mayıs 2009 Çarşamba
işyerinde doğum günü
Sabah kalktığım gibi bugün başlamak için beklettiğim Elif Şafağın kitabı AŞK'ı attığım gibi çantama ve Ahmet Kaya'dan doğum günüm kutlu olsun mutlu olayım senelerce şarkısını bülbül sesimle söyleye söyleye baktım kuş yaptırıpta bırakan olmuşmu diye pencereme.yoktu : )
08.20 iş başlangıcı
08.30 çay ve doğumgünü tebrikleri kabulu
08.45 canısı Brigitte’ın iç ısıtan telefonu. Doğum günü sohbetimiz. Pastadan çıkan kız esprimiz
10.00 Beş tane kırmızı gülden oluşan bir çiçek.
.
.
11.30 artık dost olmadığını düşündüğüm bir dosttan yazılı masama bırakılmış doğum günü notu. Üzerine ortancadan koparılmış bir çiçek bırakılmış. Severim ortancaları. Bağdaştırmam inş bu kutlama ile ortancaları.
Facebook güzel işliyor bu konularda insanın doğum gününü arkadaşlarının gözünün içine sokuyor :) Hatırlatıyor. İlla arkadaşını kutla tebrik et diye :)
14.00 gerçek bir dost, gerçek bir nefes telefonu bir kez daha.
14.30 yaklaşık on yıllık lens kullanma hayatımda ilk defa lensim yırtıldı. Şu an tek gözümle yazıyorum : )
Audrey nisan yağmuru biriktirdiğin için sağol :)
Gönderen
Marilyn
zaman:
15:52
5
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
BİZİ TERK ETME MEVLANA
Gönderen
Yul
zaman:
15:43
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Seni Gördüm Şad Oldum..
Gönderen
Audrey
zaman:
13:16
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Adrian Simionescu-Karpatların Yanık Sesi

Gadjo Dilo ile ilgili bir şeyler yazmışken o mezarın başında akerdeon çalıp içli parçayı söyleyen kısa boylu adamı anlatmamak olmaz.
İsmi Adrian Simionescu. Romanya'nın belki de en tanınmış sanatçılarının başında geliyor. Romanya'nın Tarkan'ı desek yeridir.
Söylediği şarkılar her ne kadar hareketli olsa da yine de bir acı ve yaşanmışlığın izini bırakmıyor değil.
Gatlif'in keşfi olan bu müzisyen daha sonraları da 2002 tarihli kendi ülkesinin yapımı bir filmde de oynamıştır. Kendi orkestrası ile güzel eserler icra eden bu küçük adamı unutmak imkansız...
CLİNT
Gönderen
adsoy
zaman:
12:18
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Clint
05 Mayıs 2009 Salı
Bir fısıltım var duyar mısınız?
İsterdim soluğum karışırken havaya
Kuşların kanadı değsin kirpiklerime
Tomurcuklansın güller avucumu açınca
Koklayıp koklayıp elimde tutayım
Bulutu delip yukarı süzüleyim
Berrak derelerin taşlarına basayım
Buz gibi sulara eğilip ellerimi sokayım
Ağaçlar uçursun yapraklarını benden yana
Yapraklar yüzüp ayaklarıma dolansın
Ürperen içimi alıp kıyıya döneyim
Güneşte ısınmış kayaya tüneyeyim
Sırtüstü uzanıp kendimi dinleyeyim
Gönderen
Audrey
zaman:
15:13
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Sarın bizi surlar..
Çocukken surlara bakan bir evde yaşar idik. O zamanlardan kalmadır surlara ilgim. Üzerleri yabani otlarla sarılmıştır genelde ki bu görüntüde burukluk verir. Surlar dünyanın her yerinde mevcut sanıyorum. İçeriye girmesin için yabancılar, düşmanlar...
İşin başka yönü olan içimizdeki surlara değinebiliriz... Burçlarına dikeriz askerlerimizi ki girmesin kimsecikler… Bazıları gedikler açar... İzin mi veririz yoksa onlar mı başarır tam bilinmez ama kapanmaz bu gedikler kolay... Giren memnun etmiş ve olmuş ise kalır yoksa burçlardan atıveririz, olmazsa kendileri çeker gider aynı gedikten. İnsanlık ve insani tarihimizin olmazsa olmazlarıdır surlar.
Gönderen
Audrey
zaman:
11:38
4
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
02 Mayıs 2009 Cumartesi
lale devri
Ağaçlarım olacak, meyve veren, vermeyen cinsten. Dalına çocukluğumdaki salıncaklardan kuracağım, şimdilerde parklarda plastikten tahtadan olanlardan değil.
Gönderen
Marilyn
zaman:
13:09
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
30 Nisan 2009 Perşembe
Neden Clint'in Cevabı ve Hoşbulduk...
Hayatında acımaya yer yoktur. Vahşi Batı'nın en acımasız zamanlarında geçer Clint'in aktörlüğü. Adalet'e yer yoktur. Ölürmüsün öldürürmüsün zamanlarıdır.
Clint yaşlandıkça içinde merhamet ateşi yakar kavurur onu. Yandıkça ötekini anlar. Bazen Vietnam'lıları savunur; bazen de Amerika'da ki göçmenleri. Onlarla beraber yaşamak artık hayatının vazgeçilmezidir.
Artık, O eski acımasız Clint değildir.
Mahallenin sert erkeği gitmiş yerine babacan emekli bir amca gelmiştir.
İşte bu yüzden Clint.
ve Hoşbulduk...
CLINT
Gönderen
adsoy
zaman:
17:04
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Clint
Gadjo Dillo ve Çingeneler

Kime ne söylese anlaşılmaz. Ama diller devre dışı kalsa da gönüller birdir hep. Babasının sözünü yerine getirmek için gelen bu gence kol kanat gerer çingeneler.
Bizim Roman diyerek onore mi ettiğimiz yoksa kimliklerini mi unutturmaya çalıştığımızın belli olmadığı bu insanlar, kendi asıl vatanlarında yani Romenlerin arasında da hep dışlanmışlardır. Romenler, Romanlardan hiç hazzetmezler. Diğer tüm coğrafyalarda olduğu gibi.
Bir gün içlerinden birisi isyan edercesine yakarır:
Tanrım bu kadar kara olmak için sana ne yaptım?
Evleri yağmalanır,köylerinden atılırlar ama neşelerini hiç kaybetmezler...
Onlar Çingenedir...
CLINT
Gönderen
adsoy
zaman:
16:36
4
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Clint
ortalık yemyeşilken nasıl çorak kalabildin a toprağım..yağmur yağarken neredeydin?
hele bir koparsınlar kuyrugundan danayı
iğne bile kurup ağır sanayi...
sana mı kaldı seçmek iyi ile fenayı?
bunca yıl anlamadın şu yalancı dünyayı,
devir küfeyi yan gel, keyfine bak enayi!
neye neye dayanacaksın, yok dikili ağacın...
bitmez mi hiç baş ağrın, dinmez mi yürek sancın?
ne başlara taç oldun, ne başında var tacın...
bunca yıl yazdın,cizdin, neydi senin amacın?
sen mi düzeltecektin bu yalancı dünyayi?
devir küfeyi yan gel, keyfine bak enayi!
aziz nesin
Gönderen
Audrey
zaman:
15:41
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
öyle kolay kesilip atılmaz her diyet..
Öyle ya da böyle minnet borcumuzun olduğu insanlar vardır… Yahut bize minnet duyanlar. Ne zor iştir… Asla ödenmeyecek bedeller vardır… Ödesen de kâfi gelmez... Demir tavında dövülür misali zaman aşımına uğrar artık o dava…
Ömer Seyfettin’in hikayesi geldi aklıma...hırsızlıktan kolu kesilecektir hikaye kahramanımızın…O’nun diyet parasını ödeyip kurtarır bir zengin..ancak isteği hayatı boyunca ona hizmet etmesidir...kahramanımız dener bunu ama bu öyle ağır bir bedeldir ki dayanamaz..ve bir gün koyar kütüğe kolunu ve kesiverir..al diyetini diye bağırır zengin adama..belki kolunun acısını bile duymaz o an..yılların verdiği acıdan..
Bazı hesaplar burada ödenemez. Hesap günü denen yere havale edilir mecburen. Karşılığı yoktur bazılarının burada. Zaman geçmiş, köprünün altından çok sular akmıştır…
Gönderen
Audrey
zaman:
11:45
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Bazen bir bardak sıcak çay içinizi ısıtmaya yeter...
Bir gün iki çocuklu bir aile gezintiye çıkarlar. Çocuklardan biri yorulur ve babasının kendisini kucağına almasını ister.Baba da yorgun olduğunu söyler. Çocuk ağlamaya baslar. Baba bir tek kelime söylemeden ağaçtan bir dal keser,dalı bıçakla düzeltir ve oğluna verir "Al oğlum sana güzel bir at" der. Çocuk sevinçle ata biner ve sıçrayarak,ata vurarak evin yolunu tutar.Baba gülerek kızına" İste hayat budur kızım.
Bazen zihnen veya bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin.
İste o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et.
Prof. Dr. Murray
Gönderen
Audrey
zaman:
10:39
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
28 Nisan 2009 Salı
sahi biz ne zaman şendik..
Gönderen
Audrey
zaman:
14:34
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Kapkaradenize hoşgeldiniz...
Yolculuğa başladığınız o donuk insanlar değillerdir artık… Adeta hepsi değişime uğramıştır… Kimi hayratlı kimi Of’ludur kimi Akçaabat’ta bekleyenlerinden sözeder kimi Çaykara’ya saat kaçta olacağını hesap eder.
Gençler daha bir ağırbaşlıdır. Henüz kalp atışlarını hızlandıramamıştır Karadeniz’in kokusu…
İnecekleri yere göre yolcular hazırlanır...bir telaşedir gider otobüste...Trabzon’a girilmiştir artık..terminalde kavuşma görüntüleri vardır..
Ganita gözükür... En kısa zamanda gelip burada çay içmenin hayalini kurarsınız... Artık gerçeğe dönüştürebileceğiniz bir hayaldir…
Gönderen
Audrey
zaman:
09:29
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
24 Nisan 2009 Cuma
Bir başkadır benim memleketim...
Sabahın erken saatleri..işe gitmek veya okula gitmek için yallardasınız..ya serviste ya özel arabanızda..sabah mahmurluğu ile yol alırsınız ki birden durur araba ( ki zaten zaman zaman durur da bu kez bir türlü yola devam etmez).. meğer önünüzde çöp arabası..eyvah ki eyvah! eğer yol darsa,türlü manevralarla başka yollara sapamayacaksanız yandığınızın resmidir...herkes de kanıksamıştır olayı..bunlar hangi trafik kanununa tabidirler bilemem ama bir tür ambulans,itfaiye arabası iltiması geçilir çöp arabalarına..adamlarda zaten umursamaz,yüzlerinde herhangi bir rahatsızlık duyma( verdiği rahatsızlıktan sıkılma) belirtisi bulunmaz..hem niye olsun ki..adamlar işlerini yapıyorlar..hemde milletin pis işlerini..her yüz metrede bir durur önünüzdeki koca araba..artık yapacak tek bir şey kalmıştır..
Gönderen
Audrey
zaman:
08:54
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
22 Nisan 2009 Çarşamba
Yağmasın yarına yağmur çocuklar bayram yapsın
Gönderen
Marilyn
zaman:
14:51
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
cidden öküze benzemiyor mu?
darısı doğada serbestçe dolaşan diğer öküzlerin başına..
(dört ayaklı öküzleri tenzih ederim)
Gönderen
Audrey
zaman:
14:02
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
17 Nisan 2009 Cuma
Al Yazmalım' a balkabağı götürsem beni affeder mi ...
Gönderen
Audrey
zaman:
17:02
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Maziye bir bakıver..neler neler bırakmış..
Gönderen
Audrey
zaman:
14:55
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
doğaya yolum düştü(3)
Aşk (ışk) kelimesinin sözlük anlamı, “sarmaşık” demektir. Sarmaşığın özelliği;sarıldığı ağacı içten içe kurutması, bitirmesi, sonunu hazırlamasıdır.Aşka tutulan ağaçta,artık bütün buyruklar sarmaşık tarafından verilir ve âşık, “herkesi kör;dört yanı duvar sanır”. Sarmaşık,nasıl hızlıca büyüyüp ağacı kaplarsa, aşk da öyle hızlı gelişir ve âşık daha sabahtan akşama varmadan aşk sarmaşığıyla sarılıp geceyi onun koynunda geçirir.
(Kitâb-ı Aşk)İskender PALA
Gönderen
Audrey
zaman:
11:16
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
doğaya yolum düştü(2)
Gönderen
Audrey
zaman:
10:34
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
15 Nisan 2009 Çarşamba
demiştim ama..
Etkilenmem hatta izlemem demiştim öyle popüler filmleri... Issız Adam’ı seyredenler kervanına katıldım bende... Özellikle son sahnesinde sarsıldım… Tuhaflaştım…Uzaklaştım…
Gönderen
Audrey
zaman:
11:27
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
14 Nisan 2009 Salı
bir film seyrettim içinde okyanus olan(Flashbacks Of A Fool)
Okyanusları severim bilirsiniz, içinde okyanus sahnelerinin bol olduğu filmleride severim. Hele bir de güzel iseler hele bir de o sahneler kartpostal kıvamında verilebilmişse. Kartpostal kıvamı dediysem abartılı evler, güneşin batışı doğuşu sahneleri değil. Sadeydiler oldukça. Sanki o okyanusun kenarındaki o birkaç evde yaşayan insanlardan biride bendim gibi hissettim. O kadar içine alıyor film insanı yada beni :) Sade evlerde yaşayan, sade insanların hikayelerini seyretmeyi seviyorum artık. Göz boyayan şaşalı görüntülerden arındı beynim şükür. Hayat nasıl trajediler ve mutluluklardan ibaret bir kez daha gördüm. Çokta güzel bir şarkı vardı. Roxy Music’ten “If There Is Something .
Gönderen
Marilyn
zaman:
23:39
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
doğaya yolum düştü(1)
Gönderen
Audrey
zaman:
16:54
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
13 Nisan 2009 Pazartesi
yağmur yağdı..seller aktı..arap kızı camdan baktı..bende baktım...
Şöyle yüzüme ,gözüme,gönlüme değmeli sıcaklığı,ışıltısı,huzuru..bu tatil ne yazık ki sisli,yağmurlu geçti hemen hemen..nisan yağmurları denince hava ılık olmalıdır fikri hakim olsa da bu fikir havaya pek hakim olamadı.. hafta ortası pek kıymetli güneş nazlı yüzünü gösterdi sevimsiz bir rüzgarın eşliğinde..ağabeyi ile zoraki gezmeye çıkmış bir genç kız gibiydi..esasen yağmurlu günleri tatilden düşmeli bence..belki o da olur yakında..bu arada 1 Mayıs resmi tatil olacakmış duyduğuma göre..23 nisan perşembeye 1 mayıs cumaya geliyor,ikisini birleştirmek mümkün mü acaba : )
Hayat anlık hazlardan ibarettir demişti bir dostum..anlık güzellikler yaşadım....birkaç saatlik güneş eşliğinde papatyalara uzanabildim mesela..sessizlikte yürüdüm..kaplumbağaları,beyaz kelebekleri izledim..karıncalar yuva yapmaya başlamış..koyun sürülerini seyrettim..ineklerin boynuzlarını birbirine geçirerek dövüşmelerine şahit oldum..yağmurda ıslandım(ıslanmak zorunda kaldım)..yeğenimle top oynadım..boş kaleye iki gol attım: ) …ateş yakıp seyrettim..dere gördüm üzerinde tahta köprüsü olan..göl gördüm üzerinde ördekler yüzmeyen : ) kerpiç köy evleri gördüm pencereleri yeşil,mavi boyalı..tarlada çalışan kadınlar gördüm iki büklüm...koyun sürüsünün arkasından yürüyen, sigarasını tüttüren çobanı selamladım…ama en çok sessizliği,özellikle güneşli sessizliği sevdim..sahi bu yazıda kaç güneş kelimesi geçiyor acaba merak ettim…tam beş kez..bu kadar kısa bir yazıda edebi açıdan olmamış tabi..başka açılardan bakmalı olaya..
“İyi Alman/ The Good German” filmini izledim..filim siyah beyaz çekilmiş..epey kasvetli..George Clooney,Cate Blanchett oynuyor. Joseph Kanon’ın aynı adlı romanından uyarlanmış..Cate bu filimde sarışın değil ..George’ uda bu tarihi filme pek yakıştıramadım..Genç bir çocuk vardı lakin filmin sonuna ömrü vefa etmeyen..Tobey Magure..renkli,neşeli bir tipti..filmdeki tek renk beklide..filmin sonunda Casablanca’yı anımsıyorsunuz..tıpatıp aynı sahne neredeyse.. küçük uçaklı, şapkalı, yağmurlu ve gözleri yaşlı iki aşık..Bogart’ı tercih ederim…yalnız filme adını veren “İyi Alman” kimdi karar veremedim..
Kitap okudum fırsat buldukça..
Yaptığım faideli şeylerden biride eski albümleri elemek...detoks uyguladım resmen..bir çok fotoğrafı yırttım,yaktım vs..albümden çıkarıp yırtamadıklarım var..çıkarıp atmam gerekirken iltimas geçtiklerim de var..1992’ den beri bir biçimde benimle olan ağlayan çocuk tablosunu duvardan indirdim…onu da ateşe verip yavaş yavaş yanışını seyredecektim,hakkında belki şiirler yazacaktım ama yağmur izin vermedi…gözyaşları yağmura karıştı sarı saçlı çocuğun..resim tanınmaz hale geldi..gelsin.
Bol resim çektim..bilahare onları burada yayımlamayı isterim..
Gönderen
Audrey
zaman:
17:41
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
03 Nisan 2009 Cuma
menekşeler neden hep gülümsetir ki beni ?
Gönderen
Marilyn
zaman:
11:50
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
02 Nisan 2009 Perşembe
Hap şuu! deyip geçmeyin...
Hapşırmak deyince aklıma gelen sevgili Marilyn’in o yüksek akortlu sesidir… Okulda hapşırmalarını hatırlıyorum, millet bize bakardı, hayretlerinin sebebi bu kadar yüksek bir sesin bu denli naif birinden çıkması idi büyük ihtimal… Bu sıralar bolca hapşırıyorum... Hayırlı bir şeymiş bu… Esasında aksırma olan adı halk arasındaki hapşırma olarak telaffuz ediliyor niyeyse... Ayrıca insan hapşırınca birkaç saniyelik zaman dilimi içerisinde kalbin atışı durur ve kalp bu esnada dinlenirmiş Bundan sonra kalp tekrar çalışmaya başlar, istemsiz yapılan bu hareketle doğal nefesle atamadığımız birçok mikrobu bu yolla atabiliyoruz da çevreyi kirletmemizin sonucu ne oluyor peki düşünen var mı : )
Eskiden hapşırmanın önemli bir tehlike olduğuna inanılırmış. Milattan önceye kadar varıyor bu mesele..yani konuyu derinlemesine incelemek için milattan önceye kadar gittim..araştırma deyince böyle olmalı..ne diyorduk ; m.ö.dördüncü yüzyılda Aristo ve tıbbın babası sayılan Hipokrat'ın öğretileriyle insanlar, hapşırmanın başın yabancı maddelere karşı bir savunma refleksi olduğunu öğrendiler. Hapşırma bir hastalığın başlangıcı olduğundan hastalığın sonunun kötü bitmemesi için hapşırana 'uzun yaşa', 'sağlıklı yaşa' gibi sözlerin söylenmesi âdeti bu zamanlarda başlamış. Hapşırana “God bless you” (tanrı seni kutsasın) akabinde hep beraber manasına “all together” denir, aklınızda olsun… Olurda yurt dışında hapşırır birisi, cahil kalmayın. İtalya’da durum daha bir farklı, altıncı yüzyılda veba hastalığı tüm şiddeti ile başlamış, belirtisi kronik hapşırma imiş. Hatta Papa durumu iyice ilerletip “God bless you” denilmesini yasa olarak yayınlayıp ve mecbur kılmış. Bu yasa ile ayrıca hapşıranın çevresinde 'God bless you' diyecek kimse yoksa o kişinin kendi kendisine 'God help me' (Tanrı yardımcım olsun) demesi de tavsiye edilmiş. Bizim dinimizde de aksırmak hayırlı kabul edilmiş, hapşıran bir Müslümanın “elhamdülillah” ( Allaha hamdolsun) demesi, orada bulunanların da hapşıran kişiye, “yerhamükellah” ( Allah sana rahmet etsin) diyerek mukabelede bulunması, hapşıran kişinin de tekrar, “yehdînâ ve yehdîkümullah” ( Allah (c c ) bize ve size hidayet etsin) demesi, Peygamberimiz (s a v ) Efendimizin sünnetidir
Almanlar “gesundheit” İtalyanlar felicita diyormuş hapşıranlara… Bu arada ‘felicita’ diye bir şarkı vardı hatırlıyorum… Al Bano& Romina Power ikilisinin söylediği… Sanırım Eurovision ikincisi olmuştu. Ne derli toplu bir çift idiler... O zamandan bu zamana ne kadar değişti dimi Eurovisionun vizyonu: ) şimdi düm tek düm tek deyip sallamak gerekiyor. Nereden nereye geldim… Çağ atlamak buna mı deniyor bilmem ama konudan konuya atladığım kesin…
Bu arada aramıza katılan zat-ı muhtereme hoş geldiniz diyorum... Sevgili Yul Brynner’ ı en son Siyam Kralı olarak bir filmde görmüştüm, esip gürlüyordu… Umarım sizde o vasıflar yoktur… Var ise de bize sökmeyeceğini bilmenizi yoksa bildirmeyi isteriz : )
Gönderen
Audrey
zaman:
13:32
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
01 Nisan 2009 Çarşamba
HOŞGELDİM
Gönderen
Yul
zaman:
12:01
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Yul
31 Mart 2009 Salı
hatırladım! ben bir keçi kovaladım! duma duma dum!
Sahi; içinde gerçek keçinin geçtiği bir anım var benim..dağın eteğinde piknik yapıyor idik milletçe..sonra tepelerden yanımıza kadar gelmiş minik bir yavru keçi..dönüp duruyor etrafımızda..yaklaşınca ürküp kaçıyor..tepelerde sürüsü var ihtimal oda nasıl gelmişse kaybolmuş buralarda..e nasıl ailesine kavuşturacaz derken sanırım keçilik ruhu var ki ben aniden kalkıp minik keçinin arkasından dağa doğru koşmaya başladım..o önümde ben arkada..o korku ile hızla tepeye doğru koşuyor bende de acayip bir haz... sürünün yanına kadar koştuk...hemen sürüye karıştı sevinçle..hatta seçemedim bir daha hangisi diye..fakat ben kayboldum bu kez..aşağıya pek inesim yoktu..hikaye şöyle devam edebilirdi pek tabii; onların arasına karıştım,sütleriyle beni doyurdular... keçileştim iyice hatta keçi inadım onlardan hediye...ama böyle olmadı..onlar beni aralarına almadı:)
Gönderen
Audrey
zaman:
14:43
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Bahar yüzünden tüm bunlar.
Marilyn, Marilyn, Marilyn.... Seni bahar çarpmış güzelim, sarışınım. Aylaklık isteğin tamamen baharın çaylaklığından. Üzülme geçecek. İki üç ay sonra birşeyin kalmaz. Yaza daha az çarpılacaksın. Ne zaman koyun saymaya kalksam, o koyun keçi oluyor. Bir keçiyi sayarken, keçi alıp başını gidiyor. Onun peşine takılıyor aklım, o patika onun bu patika benim dolanıp dururken kafamdaki tilkiler peşimize düşüyor. Onlardan kaçalım keçi, gel bu yandan derken yanlış yola sapıyoruz. Sen az otur ben kuyruklarını birbirine bağlayayım, diyorum. Bu böyle sürüp gidiyor...
Yani Marilyn, insan sayacağı şeyi iyi seçmeli. Misal karınca seç hele bi... Bir hız, bir keşmekeşlik... Bir ne bulursan al götür hali...
Şimdi bahar yoruyor ya hani insanı, bu bence tamamen durmaktan. Durmayacaksın. Etki edilen olmayacaksın. Sen kendi kendini öyle bir yoracaksın ki bahara birşey bırakmayacaksın. "Bahar git başımdan" demeyeceksin de bahar, gidecek başından, öyle bezdireceksin yani onu.
Audrey, detoksa ihtiyacın var kuvvetle muhtemel. Alacalı kuş tüyü daha iyi. Başına dik bence. Daha havalı duruyor, havada durduğundan sebep.
Gönderen
Brigitte
zaman:
12:12
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
bir buğdayderili sorusu?
Devasa bitkinlikler..Herkesin yaşadığı derde bürünmekler..olmadık ruh hallerini giyinmekler....Ağırlığı üzerinde taşımaklar..ne kadar ayak silkelesende paçandakinden kurtulamamaklar..paçavralardan kurtulamamaklar...
Açtığın dolaplardan tıka basa dolu ıvır ve zıvırların üzerine boca olmaları..kafanı oradan oraya vurasının gelmesi..basan cinlerin seninle dalga geçmesi..ne yaparsan yap kendi gözünde suçunun hafiflememesi..dilinin günah işlemesi..kalbinin sürekli incinmesi..
Kuş kanadından bir tüy koparıp göğe doğru üfleyesim geliyor…yahut başıma mı diksem...beyaz tüy mü olmalı yada alacalı..dikine durmalı…bu duruşa yaraşır bir de isim bulunmalı bana..
Ne dersiniz dostlar, adım ne olmalı?
Gönderen
Audrey
zaman:
10:21
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
hava o kadar güzel ki
Akşamları saat uygulamasından dolayı işten günışığında ve güzel bir havada çıkıyor olmanın tadını yaşadı dün . Ne güzel dedi artık iş çıkışları eskisi kadar eziyet olmayacak. Bütün gün , bütün ömür işte geçiyormuş hissi yaşanmayacak dedi . günün büyük bir kısmının kendine kalacağını düşündü.
Bugün öğle arasında İstiklal'e gidecek. Kalabalığa karışacak. Sağa sola takılacak (sağdan soldan kastı kitapçı , müzikçi :) yanlış anlaşılmasın :)
gözü pencereden dışarı ilişti yazıyı yazarken , bir çocuğun yüksekçe bir yere tırmanıyor olduğunu gördü bir hızla, düşecek diye içi gitti . Dikkat et dedi içinden. Ama biliyor ki bir şey olacaksa oluyor.
Uyku uyuyamıyor bu sıralar. Uyumak için koyduğunda kafasını yastığa koyun saymaya başlıyor . Koyunların arasındaki çoban sayma diyor onlar benim . Alışveriş merkezinde Brigitte'ın baktığı oyuncaklara sahibinin onlar benim : ) dediği gibi bir sahiplenişle . Kalkıyor iki , üç film seyrediyor ,uykusu gelirde uyur niyetine , gelmiyor . Kahramanlar doğuyor , büyüyor , yaşıyor , ölüyor ama Marilyn'in uykusu gelmiyor :) Böyle gitmeye devam ederse uykuyu sözlüğünden kaldıracak . Bugün konuşası var , gezesi var, eğlenesi var ,yaşayası var,aylaklık edesi var.
Gönderen
Marilyn
zaman:
10:19
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
30 Mart 2009 Pazartesi
uykusuz dün gece...
Açım ve uykusuzum. Kendimi dinliyorum gözleri yarı kapalı. Sting'i dinlemeye hiç halim yok. Uykum kaçsın diye çeşitli yöntemler deniyorum. Çeşitleri de pek bir malumunuz üzere çay, kahve, sigara, volta... Elime bir de tesbih alırsam tam olacak. Gözler de kayık zaten. Neyime gerektiyse seçim seyretmek. "I'm a legal alien" durumundayım dinlemesem de Sting'i. Birileri de işe çocuk getirmiş bu gün. Sanki lunapark burası. Hepsini döndürüp döndürüp dolaba tıkasım var (Bkz. dönmedolap) Hayır, cani ruhlu değilim. "I'm a legal alien"im. İllegal olmamak için elinden geleni yapanım. Ama sabrın da sınırı var. Sınıra kadar gidip gidip dönüyorum. Dönmezsem ıslık çalarım. Uçurtmayı da vururum. Tabutta rövaşata hayli hayli... Beni bahar çarpıyorsa söyleyin. Her zamanki halimse ve hatalıysam uyarın. 2222'ye mesaj atın, düzelirim.
Gönderen
Brigitte
zaman:
15:09
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
Sting’i dinliyorum gözlerim açık...
I'm an alien I'm a legal alien
sting diyor ki kahve içmem, biricik çayımı aldım, kızarmış ekmek yanında...konuştuğumda aksanımı duyabilirsin… New York ta bir yabancıyım..
bizse sanırım her bir yerde yabancıyız ,heryerde aksanlıdır konuşmamız..
Bizler, Mississippi’deki bir zenci oy veremediği ve New York’taki bir zenci oy vermeye değer bir şey olmadığına inandığı müddetçe, asla tatmin olmayacağız.
Bizler, adalet sular gibi çağlamadıkça ve haklar gür bir nehir gibi coşmadıkça, katiyen tatmin olamayız ve olamayacağız.
Martin hayal kursun Obama gerçekleştirsin.. bu mu yani..
Telgrafın tellerine kuşlar konuyor sonra ne oluyor,telgrafları bu nasıl etkiliyor..hangi tele konduklarının ne önemi var ki..
Şiddetsiz geçimsizliğin sonu nereye varır acaba..şiddetin oranı neye göre belirlenir..
Ana yemekler mi önemlidir yoksa demli bir çay mı yahut köpüklü bir kahve mi.
Sözün gücü nerede başlayıp nerede biter,ya gözün gücü..
Çamlar yapraklarını dökmez kışın bile,e ne var bunda..Noel’de süsler daha bir yakışık alsın diye mi yoksa..
Ayda hayat var mı diye niye merak ederler..bir grup azınlığı oraya mı sürecekler..
Manyetik rezonans neydi ..nerden geldi aklıma..
Sözümü balla keseyim ve tatlı yiyelim tatlı konuşalım..olumlu düşünce ile bitireyim günlüğümü maksadıyla Mississippi’den Martine bağlanıyoruz yine;
Allah’ın bütün kulları siyahlar ve beyazlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler el ele tutuşarak siyahların eski bir ilahisini söyleyecekler.
Sonunda özgürüz!
Şükürler olsun Ya Rabbim!
Sonunda hepimiz özgürüz.
Gönderen
Audrey
zaman:
10:58
4
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
27 Mart 2009 Cuma
ole ole ole :)))
Gönderen
Marilyn
zaman:
11:05
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
Zil, şal ve gül...
Gönderen
Brigitte
zaman:
10:10
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
hüzün yüklüyüm gene bugün..
Gönderen
Audrey
zaman:
09:36
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
26 Mart 2009 Perşembe
Kaylule’den siesta’ya..
Buna rağmen günü ortalamış ve yeni başlamış hissi ile uyanmak..bizde peygamber uykusu denen hafif öğle uykusu sünnettir. İspanyada siesta uykuları halen devam ediyor..tangolu,Flamenkolu uzun geceler geçirebilmek için siesta’nın pek bir faydası oluyormuş: )
Harvard üniversiteside olaya el atmış..gün ortası şekerleme yapmak beyni dinlendiriyor,kalbi ve şekeri düzenliyor,zihni açıyormuş. Fransa Sağlık Bakanı da, şirketleri öğlen uykusuna ikna etmek için bütçeden 7 milyon euroluk kaynak sağlamış. Ne komik ya ,milleti uyutmak için şirketlere para veriyorlar. Uyutuyor bunlar bizi ayakta valla : )
Hatta “Take a Nap! Change your life” kitabını yazmış Sara Mendick adında bir yazar.Şekerleme yap,hayatınız değişsin.
Artık öğlen uykusu için kendime her türlü gerekçeyi buldum..
Sizlere tavsiye ediyorum dostlar..
Ne duruyoruz; haydi uykuya!
Gönderen
Audrey
zaman:
14:31
6
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
efkarlandım ben yine:)
Taşların kovuğuni
Bir yemincuk yapsana da
Sen benim olduğuni
Yarum koynunda ölsem
Kefende istemezdum
Üç gün sarilup yatsak da
Sağdan sola dönmezdum
Kemençe gibisi yok yaw!
Volkan konak çok iyi söylüyor..içi gidiyor adamın..öyle dolanıyor dağları ovaları..
Gönderen
Audrey
zaman:
10:21
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
pot mu?
Gönderen
Brigitte
zaman:
08:05
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
25 Mart 2009 Çarşamba
kırdığımız potlar :)
Gönderen
Marilyn
zaman:
22:05
6
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
marilyn'den
Duramadım yerimde bir o yana bir bu yana dolandım durdum bugün. Az zamanda çok iş hallettim :) O yüzden ne bir şarkı dolandı dilime ne bir türkü .
Yorgun olmaktan yada harbi sarışın bir aptala dönüşüyor olmaktan dolayı Brigitte'ın telefonla sorduğuna yanlış yönlendirme yaptım . Çok özür Brigitte sarışınlığıma ver :)
Gönderen
Marilyn
zaman:
17:21
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
saçının tellerine gönlümü taktı kader..
Önce elimden tuttu sonra bıraktı kader
Bir çift yeşil göz için ömrümü yaktı kader
Önce yüzüme güldü sonra bıraktı kader
Tüm gün dinlediğim şarkı bu idi..Funda Arar fena söylemiyor..eskilerden değil ama iyi yorumluyor..şu sözlere bakın hele..sözlerdeki inceliğe...nezakete..
/saçının tellerine gönlümü taktı/ diyor..Allah vere de saçı kuvvetli olsa..zamane saçları kuvvetsiz diye mi gönül bağlanmıyor artık: )
Gönderen
Burcu Keçi olanlarız
zaman:
16:34
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
fotoğrafsal sorun
Gönderen
Brigitte
zaman:
15:42
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
Lodos
Sabah annem, "lodos" var, dedi. Nasıl ayırt ediyorsun dedim, poyrazı, karayeli, lodosu... Benim yaşıma gelince anlarsın, dedi. Altmışıma varmayı bekleyeceğim ayırdına varmak için rüzgarın. Sanki aniden eriyorsun sırrına, o yaşa gelince de...
Bu arada, aşağıdaki ankette, "Brigitte'nin soyadı Jones mu?" yu işaretleyen hanginiz yahu?
Gönderen
Brigitte
zaman:
12:15
8
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
24 Mart 2009 Salı
NE ZAMAN DÖNERDİ GÖÇEN KUŞLAR ?
Rüzgarın ılık ılık esmesini özledim bekliyorum (aklıma leman sam geliyor rüzgar deyince anlat ki çözülsün dilim ben rüzgarım demeliyim rüzgarlığı anlat bana senin gibi esmeliyim...
Penceremin perdesini havalandırsın istiyorum
Denizleri köpük köpük dalgalandırsın istiyorum
Laleler aşkı ifade ediyormuş bekliyorum
Erguvanları özledim bana tebessüm edeceklerbiliyorum
Kuşları özledim bekliyorum
Denizin yanında bir bardak çay içmeyi özledim
Yayla çiçeklerini özledim görebilirmiyim bilmiyorum ama bekliyorum
Yeni yerler görmenin bilmenin öğrenmenin lezzetine varalım. Çok gezenmi bilir çok okuyanmı atasözümüydü deyim miydi hep karıştırırım : ) , bu bahar ve dahi yaz çok gezenden yana kullanalım. Nerden biliyoruz ki var mı bi daha başka bahar o yüzden bu baharın hakkını verelim.
Gönderen
Burcu Keçi olanlarız
zaman:
15:38
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
kuşlar bahar geldi diyor..hoşgeldi..safalar getirir inşallah..
havalar hala soğuk..beyaz çiçekler açmış ağaçlar..penceredeki saksıda yuva yapmış kumrular..baharın adı bile güzel...içimize ilk baharların dolması dileğimdir daima..bu sıralar pek bir dekorvari bakıyorum gerçi dünyaya pek bir şifozrenik....ruhuma iyi geleceğini düşünmüş olduğum yazmak eylemini de yapamıyorum niyeyse..ilham denen şey yok..gelmiyor..gelmesini anlamsız buluyorum belki..sanki yazarsam bir tür seans gibi olacak..hani uzanıyorsun kanepeye,psikiyatr elinde kalem, burnunun üzerinde gözlükle sizi dinliyor ya..o hissi taşıyor insan yazarken..bir gün mutlaka bunların duyulacağına inanarak..hoş duyulsa ne..birçok günlüğümüzü, anlığımızı yakmadık mı biz..sanırım onların tam değerini verecek alıcı(anlayıcı) bulamayacağımıza karar verdik ve yansın gitsin(yakın gitsin ülen!) dedik...(hatırlıyor musun Marilyn ; üniversitede kroze ısıtmıştım laboratuarda ve gelmiş isminin linda olduğunu hala hatırladığım zatı muhterem ,benimdir diyerek krozeyi almak istemişti..onca ısıtmışım üstelik(o benim krozemdi,o benim gülümdü: )emeğim vardı üzerinde yahu )..ne tepki vermiştim..vatan toprağını savunur gibi..kırarım da vermem sana) bu da o misal..gerçi pek benzemedi ama değeri verilmedikçe saklamanın anlamı ne..veya yazmanın..ha başka örnek geldi aklıma..hani tonlarca hamsi yakalanır..değerinden düşük fiyata satmamak için gider denize dökerler..esasen buna daha yazıktır bizim yazılarımızı yakmamızdan çok..çünkü en azından hamsi nimettir..denizde tekrar canlanmayacağına göre dökmek yakışık almaz..hamsi muhabbeti de pek olmadı gibi ...anca bu kadar yazabiliyorum..buda başlangıç..
Saçmalamaksa, saçmalamakta iyidir bazen..bir tür özgürlük..kaç kişiyle bu özgürlük yaşanır ki..
ve aşk iki kez geldiğinde
ve iki kez yalan söylediğinde
bir daha asla sevmemeye karar verdik,
böylesi adilaneydi,
bize ve aşkın kendisine.
Bu dizeleri de ben yazmadım maalesef:) Charles Bukowski yazmış..iyi yazmış..ben yazmak isterdim..
seçiminizi zekice yapmak yarılamaktır
zafere giden yolu;
diğer yarısı kayıtsızlıkla fethedilir.
bir yanda istediğin her şeyi söyleyebilirsin,
öte yanda mecbur değilsin.ben bir şekilde ikisini de yapmayı becerdim.bu yüzden benimle bir sorununuz varsa size aittir.
millete bunu diyecen; benimle ilgili sorununuz varsa size aittir..kendimizle sorunumuz varsa e oda bize ait..
aha başıma ağrı giriyor gene..ya eskiden benim şiirlerimde bu ağrılar hep geçerdi :) yine başım ağrıdı gibilerden ...oysa Virginia Woolf öylemi..kadın onca uçuk şeyler yaşadı ve asla eserlerine yansıtmadı..nasıl başardı..onca başarılı idi de niye intihar etti..
Şu tapınak hikâyesi vardı, hani bir öğrenci adayı tapınağa girmek isteğiyle kapıyı çalıyor… İçerden ona cevaben dolu bir bardak su geliyor… bu demek oluyor ki, içerisi dolu, yeni öğrenci alınırsa taşar… Fakat kapıda bekleyen öğrenci adayı, bir gül yaprağını dolu bardağa koyuyor, içeri yolluyor. ve kabul ediliyor. Çünkü gül yaprağı bardağı taşırmıyor.
Bizler hayatımıza kimseyi ekleyemiyorsak kolay kolay, gül yaprağı misali girecek kişileri beklediğimizdendir. Bardağı taşırmayacak, sabrımızı taşırmayacak kişiler!
canlarım,
yoksa biz üçlü şizofren olup kendimize ayrı dünya açtıkta haberimiz mi yok..
girip kalmayalım burada..
(en iyisi şarkı söylemek lazım avaz avaz ; Akşam olduuu hüzenlendim ben yineee..... :)
Gönderen
Burcu Keçi olanlarız
zaman:
14:34
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
Ben her bahar aşık olurum...
"Ben her bahar aşık olurum..." Sezen söylüyor. Ben de her bahar bunu söyler dururum.
Geçen bir filmde bir kadın (ne filmi hatırlıyorum ne kadını) sevdiği adamın peşinden öyle ağlıyordu ki (hatırladım şimdi filmi: Edge of Love) sahne öyle tanıdık geldi ki bir an (hani empatinin kralını yapmak bu olsa gerek) şaşırdım.
Sahne çok canlı hala ama hani seyredilmiş bir film gibi. Yahut şöyle diyeyim, atlatılmış bir hastalığın anısı, izi gibi. Acısı, kaşıntısı geçmiş bir su çiçeği izi. Ne tuhaf. Zaman her şeyin çaresi hakikaten ki böyle oluyor. Komik olan iki şey var. Birincisi, mavi gözlü, sarışın adam (böyle deyince literatürde Nazım oluyor, he he :) hani bahsetmiştim de ağlamaktan ve o acıdan, benim eminim hala öyle olduğumu düşünüyor. İkinci komik olan ise, adamın hala bir yarısının iyi (bize asla yansımayan ve yansımayacak olan/dı) bir yarısının da kötü olması (hep yansıyan ve yansıyacak olan/dı) halini kabulüm.
Bugün bana cuma gibi geliyor. Sanki yarın hafta sonu. Free time...
Bahar kıpırdatıyor ama insan ne yapacağını bilemiyor yahu. Var mı fikri olan?
Gönderen
Burcu Keçi olanlarız
zaman:
14:30
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
marilynlerde nezle olur :)
Gönderen
Burcu Keçi olanlarız
zaman:
13:30
2
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn
*Şen şakrak biri olmam.
*Korkularımdan vaçgeçmem.( asla asla demem,büyük konuşmam)
Gönderen
Burcu Keçi olanlarız
zaman:
09:56
1 "yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: audrey
002
Gönderen
Burcu Keçi olanlarız
zaman:
09:35
0
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: Brigitte
23 Mart 2009 Pazartesi
Gönderen
Burcu Keçi olanlarız
zaman:
20:40
3
"yorum yapmam icabetti" diyen.
Etiketler: marilyn






































